Babil’de  Astronomi. Naturalizm. Hayalci atalarımız.

Babil’de  Astronomi. Naturalizm. Hayalci atalarımız.

Gecenin ürperten cazibesi.

Babil’de  Astronomi.

Yıldızların gizemi ilkel insanların hep aklını karıştırmıştır. Tüm korkularıyla gelen gece hayal güçlerinin kendilerini daha güvenli hissettikleri gündüz vaktinden çok daha güçlü bir şekilde cezbederdi.

En çok korktukları şeyle daha çok ilgilenirlerdi. Kaderlerini düşünerek karanlıkta düşünceye yatarak yıldızlarla  yaşamalarını etkileyen güçleri örneğin atalarının hayaletlerini, totemleri ve yemek veya açlık getiren ruhları birleştirdiler.

Babil’de  Astronomi.

Ay her şeyin yaratıcısı.

Babil’de  Astronomi.

Çocukların ateşte her türlü şekiller görmesi gibi ilkel insanlar da yıldızlı gökyüzünde insan yaşamının yansımasını görürlerdi. İlkel insanların düşüncelerine göre, kudretli ay parlak ve hareket eden sayısız gök cisminin yaratıcısıydı.

Babil’de ay hem yıldızların hem de güneşin babası olarak görülürdü. Zaten aya tapma güneşe tapmadan daha eski bir adetti.

Yıldızlardan kimse Babilliler kadar etkilenmezdi.

Babil’de  Astronomi.

Yıldızlarla ilgili ilkel düşünceler dünyanın çeşitli yerlerinde de birbirine benzemekteydi. Ama yerel mitolojilerdeki önemleri öncelikle yerel doğa olaylarına dayanıyordu.

Örneğin yazın mavi gecelerinde yıldızların gözden kaybolduğu ve kışın bulutlarda gizlendiği kuzeydeki Avrasya bozkırlarında yaşayan insanlar yıldızlardan Babilliler kadar etkilenmezdi. Çünkü Babil’de  yılın büyük bir kısmında gökyüzü kuru ve saydam olduğu için yıldızlar karanlıkta parlardı.

Yıldızlarla ilgili mitlerin ayrıntılı sisteminin gelişimi sadece insanlarının medeniyet seviyesine ulaştığı bir ülkede mümkündü.

İnsanlar gözlem yapmak ve kayıtlar derlemek için gerekli boş zamana ve güvenliğe sahiplerdi. Bu nedenle Babil’in gök biliminin beşiği olduğuna şaşırmamak gerekir.

Ama bilim kanıtlanmaya çabalanan teoriyi yok edince uzun çağlar boyunca eski inançların enkazında bastırıldı. Bu yüzden yıldızlarla ilgili Babil mitlerini ortaya çıkaran insanların bakış açısına makul bir mesafede yaklaşmaya çalışmak için o mitlerden bahsetmemiz gerekir.

Babil’de  Astronomi.

Miras alınan eski inançlar.

Babil’de  Astronomi.  Babil’in dini düşüncesi oldukça karmaşık bir karakterdeydi. Bu düşüncenin gelişimi harmanlanmış gelenekler tarafından her zaman engellenmişti. Dicle-Fırat vadisinin ilk yerleşimcileri Yontma Taş Devri’nde yaşamış atalarından miras aldıkları ilkel inançları da beraberlerinde getirmişlerdi.

Dünya üzerindeki çeşitli halkların özellikle kültürün alt basamaklarındakilerin var olan dini inançlarına dikkat edilirse, medeniyetin yükseldiği Mısır veya Babil’in geliştirilmiş öğretilerinin hiçbir zaman ilkel özelliklerinden  tamamen sıyrılmadığı ortaya çıkar.

Naturalizm (Doğacılık) Hareket eden her şeyin kendi gücü vardır.

Babil’de  Astronomi.

 

Vahşi halklar arasında dini düşüncelerin iki seviyesi vardır. Naturalizm (Doğacılık) ve Animizm (Canlıcılık)

Natüralizmde  her şeyde açığa çıkabilen belirsiz bir özel bir şahsa veya şeye bağlı olmayan bir gücün dünyayı ve insanoğlunun yaşamını kontrol ettiğine inanılır.  Dinşerinin temelinde yatan fikir: birçok güç değil tek bir güçtü.

Naturalizmin izlerine Sümer’de Spritüel Zi yaşamı açığa çıkarandır. Yaşamın açığa vurulmasını deneyen harekettir, inancında ortaya çıkar. Naturalizmde hareket eden her şeyin kendi gücü vardır.

Nehir tıpkı kaynak gibi bir şeydir.  Bir tepeden düşen bir kaya kendi uyumu içinde düşer. Ağaç inler çünkü rüzgar onun acı çekmesine neden olur.

Cansız objelerle konuşan, taşlara ceza veren hayalci atalarımız.

Babil’de  Astronomi.

Cansız objelerin bilinçli bir varlığı olduğu inancı Hint-Avrupalıların dininde de bulunur.

İlkel insanlar dağşlara, nehirlere veya okyanusa isimler verdiğinde onlara daha derin bir anlam ve önem yülemiş olurlardı. Gökyüzünde ilk Hint Avrupalı halkların dilinde ‘dyeus’ Sümer dilinde ‘ana’ manasına gelirdi ve bu kelimelerin anlamı bilinçli bir varlığı ve ‘kendi gücü’ olan bir şeydi.

Bu bağlamda uzak dönemlerde yaşamış atalarımız mobilya parçalarıyla konuşan, sohbet eden veya taşları cezalandıran hayalci çocuklara benzemektedir.

Bu yazının devamı için  alttaki bağlantıya giriniz. Yazının ilk bölümü için en sondaki bağlantıya girebilirisiniz.

Yazımızın ilk bölümüne ulaşmak için alttaki bağlantıya giriniz.

 

Leave a Reply